empati

özel hayattan insan silmek

acı ilaçtır. kardeşim dediğim insanları sildim, aşkından öldüğüm adamı sildim. hepsi onlara sunduğum, kapıları sonuna dek açık odaların orta yerine sıçtı. mecaz tabii ama hissiyatı bu. ben onları övdükçe, onlar beni beğenmez oldu. ben onları onore ettikçe, onlar özensizleşti.

ulan dedim, noluyo burda?

şu oluyor. ben özdeğerimin farkında değildim. sevileceğime inanmadığım için sevilesi olmaya gayret ediyordum. insanlar beni kırdığında bile hemen empati yapmaya çalışıyordum. e tabii anne yarası var, e tabii travmatik bi çocukluk…

e dedim hacı bende de var aynından, benim niye böyle bi kredim yok da ben habire insanların kalbimin odalarına girip girip orta yere sıçmasını seyrediyorum.

millet beni dert babasına çevirmiş, ben de sınır koymayı bilmediğim için yarappi şükür diyorum suratıma tüküren davranışlara.

ne zaman ki özsaygım yükselmeye başladı, ne zaman ki herkesten önce kendime sarılmayı, kendimi önemsemeyi ve sevmeyi hatırladım; bütün ilişkilerim çöktü. kaldım mı sap gibi?

seni kullanamayan insanın senden soğuma hızına, sana laf sokma hızına inanamazsın.

bi anda gözüm açıldı sanki. ulan dedim, dostum canım dediğim insan, bana baya baya pasif agresif davranıyor, sevgilim dediğim adam, beni çantada keklik görüyor… ve ben bunların hiçbirini fark etmemiştim.

kendimi sevdikçe, artık bu muameleden, bu arkadaşlıktan, bu ilişkiden daha iyisini hak ettiğimi hissettim ve bi anda, çorap söküğü gibi, tüm ilişkilerimin karanlık yüzleri görünür oldu.

ben daha nazik, daha içten, daha sevgi dolu insanlar/ilişkiler istemeye hakkım olduğunu fark edince; bana bunu sağlayamayan her şey suratıma çarptı. korkunç ve gerekli bir yüzleşmeydi.

üzgünüm ama iyiyim. bunu ben seçtim. bu yoldan geçenler beni anlayacaktır.

benim şu an 1 tane bile arkadaşım yok. hayatımda ne olup bittiğini soran, nasılsın, yardıma ihtiyacın var mı diyen, hadi gel bi kahve içelim yazan… sıfır. nada.

canımı yakmıyor diyemem ama inşa ettiğim yeni hayatta, ben artık bana nasıl davranılmasını istediğimi çok net biliyorum. bir erkeğin beni nasıl sevmesini beklediğimi (benim da ona nasıl bir özenle yaklaşmak istediğimi) biliyorum.

hayatım boyunca özür diler gibi yaşadım. “çok hassasım galiba, fazla romantiğim galiba…”

değilim ve bunu ancak yeni söyleyebiliyorum.

ancak cesaretim ve özgüvenim geldi.

arkadaşımın bana başkalarının hayatının en özel detaylarını anlatmasını istemediğim için, dedikodudan hoşlanmadığım için kendimde bir sorun olduğunu düşünmeyi bıraktım.

sevgilimin eskiden aşık olduğu kızlarla kanka olmasından ötürü rahatsız olup “kıskanç kadın” damgası yememek üzere bin takla atmaktan vazgeçtim.

adamın bana yaptığı saygısızlığı, aşka ihanetini görmezden gelmekten vazgeçtim.

dostum dediğim insanın sadece hayatı boka sardığında, dert anlatmak üzere beni aramasına eyvallah dememeye başladım.

artık müsait değilim. artık anlayışlı değilim. artık dergah da işletmiyorum. insanım.

ve benim de ihtiyaçlarım var. benim de beklentilerim var. oh be! yapayalnızım

ama yük taşımaktan öyle yorulmuşum ki senelerdir, ferahlık geldi hayatıma.

düşünün artık insanlara nasıl bi enerji çaldırdığımı. onlara ayırdığınız vakit ve enerjiyle, yeni dil öğrenin, kendi işinizi kurun, yatırım yapın, yeni yetenekler edinin, yeni insanlarla tanışın… asalak gibi hayat enerjinizi çalan insanları beleyeceğinize, tek başınıza evde ağlayın isterseniz. benim şu anki halim bu. evet yalnızım ama zerre pişman değilim.kendime yeni bir hayat kuruyor ve kendimden yeni bir kadın inşaa ediyorum.

bu yazıyı paylaş: