empati

“gözlerinden öpüyorum…”

yine uyandırmaya kıyamamış; gitmeden önce yatağımın baş ucundaki konsolun üzerine bir not bırakmış. benden bir şeyler yapmamı istiyor gün içinde ve notun sonunda şu iki kelime yazıyor:

“gözlerinden öpüyorum…”

çocukluğum ve gençliğim boyunca onlarcasını okudum bu not kağıtlarının. her birini okurken de gözlerim ışıldadı. kendimi merhamet duvarlarıyla örülmüş güvenli bir kalede hissettim. şimdi yine onun bıraktığı küçük, ahşap bir sandıkta duruyor vaktiyle biriktirdiğim o notlar. arada açıp okuyor, kendimi güvende hissediyorum.

sağlığındayken o sandığı gizlice açmış, bir kaç resmi evrakla birlikte sayfalarını kendi el yazısıyla doldurduğu kalınca bir defter bulmuştum. okuduğumda kendini anlattığından emin olduğum bir hikayeyle karşılaştım. defterin sayfaları bitmiş, ama hikaye bitmemişti. tıpkı hayatlarımız gibi…

hikayenin ortalarında bir yerde flashforward yapmış, kitaptaki ana karakterin ölümünü tasvir etmişti. o karakterin kendisi olduğunu bildiğim için dikkatimi çekti o bölüm. babamın ölümünü okur gibi okudum ve garip bir şekilde tüm detayları aklıma kazındı.

o günden sonra öleceğini her düşündüğümde kitaptaki tasvir geldi gözümün önüne. sandığı gizlice açtığım o odada, yer yatağında sırt üstü yatıyordu. elleri yana düşmüş, başı sağ tarafa doğru eğilmiş, alnında, boynunda ve boğazında ter, yüzündeyse bir tebessüm vardı. ruhunu teslim ettiği andaysa gözünden bir damla yaş süzülüyordu.

öldüğü gecenin akşamıydı. işten döndüğümde yatağının avluda olmadığını fark ettim. hava sıcaktı ve nefes almakta zorlanıyordu. evin içine göre daha serin olduğu için yatağını avluya çıkarmamızı kendisi istemişti oysa.

yatağını avluda göremeyince içimde anlık ve kocaman bir ümit yeşerdi. “ulan yoksa iyileşti mi?” dedim sevinçle!

çok sürmedi bu sevinç. bir kaç saniye sonra gördüğüm manzara karşısında beynimden vurulmuşa döndüm!

babam o odadaydı!

yer yatağındaydı!

elleri yandaydı!

başı hafif sağa doğru eğilmişti!

alnı, boynu, boğazı ter içindeydi!

sağ yanına yıkıldım, elini avuçlarımın içine aldım ve öptüm.

gözlerini açtı ve benimle birlikte başucunda bekleyen tüm çocuklarıyla göz teması kurdu. son olarak annemle bakıştılar bir süre. kimse benim kadar bilmiyordu bu bakışın bir veda olduğunu…

hikayeye göre son iki emare kalmıştı henüz gerçekleşmeyen. gözlerini kapayıp başını tekrar bana doğru çevirdi ve onlar da gerçekleşti;

gülümsüyordu ve gözünden bir damla yaş süzüldü!



ertesi gün amcamla birlikte naaşını yıkadık, kefenledik. tam yüzünü örtecektik ki amcam “sevdiği bir koku varsa sürelim, adettendir” dedi. sandığında sevdiği kokunun olduğunu biliyordum. koşarak gittim ve küçük bir şişeyle döndüm. sandığı açtığımda bana yazdığı notlar gelmişti aklıma.

alnına, yüzüne ve kefeninin göğüs kısmına kokuyu döktüm. alnında büyükçe bir damla kalmıştı, yüzüne doğru akmak üzereydi. elimi uzattım; alnını, yüzünü usulca ovdum.

misler gibi olmuştu arslan babam…

“hep sen mi öpeceksin?” dedim içimden; uzandım ve gözlerinden öptüm.

kzgnn cn pntlnn cn kyp kmrn skc bglyn dm kullanıcı adlı yazar ekşi sözlük’te yazmış bu yazıyı. yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

bu yazıyı paylaş: